Sevgili Dostlar Hayatin yeniden başladığı, meyve ağaçlarının renk renk çiçek açtığı...

Hayatın yeniden başladığı, meyve ağaçlarının renk renk çiçek açtığı, her tarafın çiçeklerin güzel kokularıyla koktuğu , lalelerin rengarenk açıp gözlerimize harika bir manzara arz ettiği bugünlerde ekonomik krizlerden bahsederek keyfimizi kaçırmasın diye biraz nostalji yapalım 60 sene de Türkiye’nin yedek parçada geçirdiği evrimleri anlatayım, gençlere bir duayen olarak ışık tutayım istedim.


1943senesinden itibaren ticaretin içindeyim. İzmir’de 12 sene tuhafiye ve itriyat üzerine çalıştım. 05/10/1955 günü üniversitede okumak için İstanbul’a geldim. Üniversite yalnız İstanbul ve Ankara’da vardı. O sene İzmir tip ve Ziraat fakülteleri açıldı.Bugün 180 kadar üniversite var. Oto yedek akşamı ticaretiyle tanıştım.


İlk yaşadığım olumsuzluk milli koruma kanunu idi. Her malın ithalatçı, toptancı ve perakendeci kârları devlet tarafından tespit edilmişti. Buna göre ithalatçı kâri %70 , toptancı kârı %10, perakendeci kârı %20 idi. Siz bunlardan hangi grupta iseniz o kârı maliyetinize ilave ediyordunuz. Bazen toptancı veya perakendeci bu kârı paylaşarak diğer bir satıcıya devredebilirdi. Bunun için faturalarda özel bir kolon vardı. Bu kolonda o grubun azami satış fiyatı yazılıydı. Bu rakamlarda ki bir kuruşluk fazlalık sizi senelerce hapse attırabilirdi.Gazetelerin ifadesiyle İstanbul’un (takriben 2.500.000 nüfuslu) kenar semtlerine (Taşlı tarla-Gaziosmanpaşa) faturasız mallar geceleri atılıyordu. Rahmetli Rüçhan Adlig’in başkan olduğu  OPALİD diye bir derneğimiz vardı.Buraya üye olanlara takriben 150$-200$ arasında bir tahsis çıkıyor ve aynı marka arabayı yapanlar birleşerek, bir firmayı mutemet tayin edip, mal getiriyorlar. Genelde her firma bir araba markası yapıyordu. Amerikan arabaları, Opel binek ve 1750 kg’lik kamyonetleri sokaklarda dolaşıyordu. En çoksatılan parçalar (bugünkü meslektaşlarımızın hiç satmadığı) grup dışlısı , geri vites dışlısı,1.vites dışlısı, ayna mahruti, on ve arka akslar idi. Daha sonra bunlar tahsis belgesiyle satılmaya başladı. ihtiyaç sahipleri Büyük postahanenin arkasındaki Ticaret Bakanlığı İstanbul Müdüriyetinden  aldıkları ihtiyaç belgesiyle parça alıyorlardı.Parçacıda her ayın ilk haftasında bunu bir beyanname ile aynı yere bildirirdi.En çok sevdiğimiz satış motor rektefiyesi idi. 50.000km de bir motor rektefiyesi yapılıyordu. Bugün bu km bir çok arabada 1.000.000km’yi geçti. Hatta 1.500.000km’ye çıktı.


04/08/1958büyük bir devalüasyon oldu bir gecede DM 0,67TL den 2,23TL’ye , $ 2,8250TL den9,0450TL ye çıktı. İthalat serbest bırakıldı. Çok miktarda Fiat 1100 ve Opel Record araba Türkiye’ye ithal edildi. İşler hızlandı. Bir çok kişi hayatında ilk defa otomobil sahibi oldu. Arabaların bagajlarında bulundurmak üzere bazı parçalar (stop, sinyal cami, V kayısı, meksefe, distribütör kapağı, makarası) kutu içinde arabaların bagajına koyduruyorduk. Milli koruma kalkmış, parça tahsis belgeleri kalkmış, pazar rahatlamıştı. 70’li yıllarda yerli imalatlar başladı. Bu seferde yapılacak ithalat için  yerli imalatçılara proforma fatura gönderilerek yapmadıkları mallar için müsaade alınırdı. Daha sonra fiyat kontrol (bürosu)kuruldu. Yapacağımız ithalat için buraya müsaade için müracaat yapıyorduk.Fiyatların doğru olduğu (dünya pazarlarına göre) tespit edildikten sonra ithalat yapabiliyordunuz. Kur senelerce sabit idi. Transferleri Merkez bankası yapıyordu. Siz aracı bankalara müracaat ediyor onlar bu talebi Merkez bankasına iletiyor ve transferi bekliyordunuz. Her türlü transfer (talebe dövizleri,seyahat dövizleri ve mal transfer dövizleri) Merkez bankası kontrolü altında ve muşaadesiyle alınıyordu. Mal mukabili olan mal bedellerini iki ay içinde o gün değişmeyen, aynı kalan kurdan aracı bankaya yatırmak zorundaydık. Fakat EcevitBaşbakanlığı zamanında 1. MC hükümeti bunu tanımadı ve Merkez Bankasının yapmadığı (senelerdir) transferleri, yeni tesis edilen kur üzerinden banka talep etti. O gün biz İstanbul boğazındaki 4000 m2 ‘lik bir yalının bedelinin akden ödedik. Çok adaletsiz bir şeydi. Elde o mallardan eser kalmamıştı.


Başbakan Tansu Çiller 1994’te yine büyük bir devalüasyon yaptı. $ 14,00TL den 39,00 TL’ye çıktı. 1996’da gümrük birliğine girerek %35 civarında olan gümrük vergisi sıfırlandı. Bugün her şey rahatlamış ama agresif davranan ve hırsına gem vuramayan bazı dostlarımız sayesinde kâr marjları dibe vurdukça  vuruyor. Tıpkı çok önceleri  şehirlerarası otobüs işletmelerindeki  rekabete benzer bir rekabetle karşı karşıyayız. Onların hepsi battı. İnşallah dostlarımız bir an önce kendilerineceki düzen verirler.


Dünyanın büyüme hızı sıfır, ekşi ve %1 olan ülkelerinin yanında bizim bütün frene basmalarımıza rağmen %2.2 artış göstermemiz gayet güzel bir yüzdedir. Kişi başına milli gelir10.504.00$ oldu. Bu sene PKK’nın silah bırakması, İsrail’in özür dilemesi,tazminatı kabul etmesi, Standart Poors (S&P) nın Avrupa ülkelerinin notlarını kırmasına rağmen bizim notu BB’den BB ’ya yükseltti. Aslında bir basamak daha yükseltip yatırım yapılabilir ülke statüsüne gelmesi lazımdı. Bu şekilde Moody’s ile aynı noktaya gelmiş oldu.2013 yılındaki büyüme hızının daha yüksek olacağı, bölgesinde devleşen Türkiye için zor olmayacaktır.


Bütün bunların bir işareti olarak Şubat ve Mart aylarında Güneydoğu’ya 2,5 Milyar liralık bir yatırımla 194 fabrika kurmak için müracaat yapılmıştır. Bu şekilde istihdam da artacak işsizlik de azalacaktır. Maalesef Şubat’ta işsizlik %9,92den %10,2 ‘ye çıktı. Doğu ve Güneydoğu en çok paranın yastık altı edildiği yerler olarak ilan edilmiştir. Şimdi yastık altından çıkan paralarla piyasada hareketlilik başladı. Esnafın yüzü gülüyor.


2012 yılındaDünya otomotiv üretimi %5,3 arttı. Türkiye de ise üretim %9,8 geriledi.Japonya’da üretim %18,4, Hindistan’da %5,6, Çin’de %4,6 artış oldu.  AB ülkelerinde %7,3 , Güney Kore’de %2,1düştü.


Türkiye’de otomotiv ithalatında patlama oldu. Ocak ve Şubat aylarındaki satılan 62.600otomobilin sadece 14.600 adedi yerli oldu. Bu dönemde yerli otomobil üretimi de%10 azaldı. Otomobil ihracatı %2 oranında azalırken, toplam otomotiv ihracatı ise %5 oranında arttı. Geçen yıl satılan otomobiller içinde otomatik şanzıman araba satışları %1 artarak genelde % 36,2 nispetine ulaştı. Bu da ilerde debriyaj satışlarını etkileyecektir.


Şubat ayında ihracatımız geçen yılın şubat ayına göre %5.8 artarak 12.435 Milyar dolar olmuş, yalnız ithalat %9 artarak 19.4 milyar dolar olmuştur. Bu da cari açığı biraz daha artırmıştır. Yukarıda bahsettiğimiz araba ithalatındaki artışında bunda katkısı olmuştur. ihracatımız 36 aydır kesintisiz artmaktadır. 160 milyar$’a yaklaşıyoruz. İnşallah 200milyar $’lıklar kulübüne birkaç sene için değiririz.


IMF’ye borcumuzun son takside geldiği bugünlerde 2012 Kasım ayı verilerine göre elimizdeki ABD tahvilleri 55.3 Milyar dolar olmuştur. Bu 2011 Kasımında 40.2Milyar dolar idi. Çindeki tahvillerin %11 azaldığı bu dönemde en çok artış%37.56 ile bizde olmuştur. Nereden nereye…..


Ülkemizin bugünkü dünya şartlarında iyi durumda olması dolayısıyla yurtdışındaki seçkin ilim adamlarımız Türkiye’ye dönmek istemekte ve büyük beyin göçünü tersine işletmektedirler. Bilhassa Tıp doktorları bu işin başını çekmektedirler.


Dünyanın birçok bölgesi krizle boğuşurken 2012 yılında lüks ürün ve yaşam tarzına harcanan para 2012’de %7 artışla 1 trilyon Euro’ya ulaşmıştır. Bunun 8 milyar Euro’su Türkiye’ye aittir.


Türkiye’miz için kötü hava dişlerden de birkaç tane misal vermek istiyorum :


1.sı bugün65 yasin üstündeki nüfusun genel nüfusa nispeti %7,5 iken, 2023 yılında ise%10,2 olacağı tahmin edilmektedir. Bugün Avrupa’nın sıkıntısı, nüfusunun yaşlanması.


2.sıkıntımız ise senelik 600.000 olan evlenme sayımıza karşılık 100.000 boşanma vardır. Acı olan tarafı ise bunun %39’nun ilk beş sene içindeki evliliklerde gerçekleşmesidir. Gençlerimizin evlenmeden önce müstakbel eşleriyle açık konuşmalıdırlar.Bu şekilde boşanmalar azalır. Aile içi (bilhassa çocuklar bakımından) üzüntüler azalır.


Bol güneşli,bol kârli günlerde buluşmak ümidiyle…….


MehmetBİLGİNOĞLU