Değerli dostlar, kıymetli partnerlerimiz; Yine Allah’in izniyle bir sonbahar günü beraber olduk.

Ağaçlar yapraklarını döküyor. Bazı yapraklar  kızarıyor, sararıyor ve bazıları hala yeşil.Biraz  dışarı çıkıp bunu tabiatın bağrında çok rahat görebiliriz.Devletler de tıpkı bu sonbahardaki renkler gibi oldu. Bazıları yeşil,bazıları kızardı, bazıları ise en küçük bir dalgalanmada dalından kopup yere düşecek ve tarihten silinecekler. Yunanistan her türlü desteğe rağmen ayakta kalamayacak gibi. En büyük şansı AB üyesi olması. AB’nin patronları ‘AB’de çöküntü olmaz’ dedirtmek için her türlü yardımı yapıyorlar. Son olarak Merkel 130 milyar Euro’luk bir yardımı daha parlamentodan çıkarttı. Dipsiz kuyuya taş atıyorlar. Halkın dörtte biri memur olup sırtını devlete dayamış. Mesaiye tam gelenlere ikramiye veriliyordu. Şimdi bir sene içinde %25’i acilen işten atılacak. Bedava papazlık yapacak din adamı aranıyor. Portekiz, İspanya ve İtalya… Acaba sırada hangi devlet var? Olimpiyatları bekleyen İngiltere de kızarmış durumda. Peki Almanya ve Fransa bu yükü ne zamana kadar taşıyabilecek? A.B.D.’ye gelince o da 15 trilyon dolara yakın bir bütçe açığı batağında… Batması birkaç devletin (başta Çin, Japonya, Hindistan vs.) iki dudağı arasında. Bu ülkeler elimizdeki dolara endeksli tahvilleri elden çıkartıyoruz dedikleri anda A.B.D.’yi batırırlar ama kendileri de çok büyük yara alırlar. Buna mukabil 2011’in ilk çeyreğini Çin ile beraber ilk sırada (%11 büyümeyle) bitiren ülkemiz, ikinci çeyrekte yine Çin’in biraz gerisinden gelerek %8,8 büyüme hızını yakaladı. Dünyada kişi başı servet %72 artarken bu artış Türkiye’de %116’yi yakaladı. Biz, bu yıl ve 2012’de inşallah dalına yapışık yeşil yaprak gibi olacağız. ihracatımız bir hafta içinde 100 milyar doları yakalayacak. Eylül’de ihracatımız %16,4 arttı. 9 aylık artış ise %21,7 artışla 99,4 milyar dolar. Geçen seneki artış %12 idi. ithalatımız düşük TL’den dolayı biraz azalınca cari açık düşme eğilimine girdi. Dünyanın büyük bankaları sarsıntı geçiriyorken bizim bankalar kaya gibi sağlam. İslam dünyasının lideri durumuna gelmek üzereyiz. Çift yollardan sonra hızlı trene çok geç de olsa geçtik. Bazı firmalar kamyonlarını satmak için hükümetlerin hızlı tren projelerini iptal ettirdiler. İstanbul- Çanakkale hızlı tren projesi yolda. Güçlü bir yan sanayimiz var. Kendi otomobilimizi yapar ve dışarı bağımlılığımızı asgariye indirirsek harika neticeler alırız. Yalnız burada otomobil sanayi teknolojisinin devamlı değiştiğini göz ardı etmememiz gerekiyor. Biz hybrid (elektrik-benzin) elektrik teknolojisini kullanmalıyız. Ayrıca motor gücü 1.0 ve 1.2 olmalıdır. Tofaş’ın değeri 1,3 milyar Euro, Ford’un değeri 1,8 milyar Euro, Toyota’nın 1,2 milyar Euro, Hyundai’nin 900 milyon Euro olduğuna göre bu yatırım için gereken kapital 1 milyar Euro olacak gibi. Bunu destekleyecek otomotiv yan sanayimiz her yönüyle hazır. Bugün bütün yan sanayi üreticilerinin yurtdışındaki üreticilere fason mal ürettiklerini hepimiz biliyoruz. Meşhur Türk tasarımcıları da var. Onlardan da her an istifade edilebilir.

(Murat Güler gibi…)


Ford Otosan Genel Müdürü Nuri Otay Bey, Eylül ayındaki ihracatı içinde 1.6 milyar dolarlık otomotiv olduğunu, ihracatta ilk sırada olmasına rağmen başı çeken otomotivde en kârli kısmın kamyon, sonrasında da hafif ticari olduğunu ifade ediyor. BMW’ye Türkiye’yi imalat üssü yapması için, Opel’e ise geri dönmesi için baskı yapılıyor. Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında 1000 kişi de en az araba sahibi ülke olması ve yükselen trendi dolayısıyla otomobil üreticilerini harekete geçirmektedir. Onlarda iyi biliyorlar ki en çok satan arabalar yerli üreticilerdir. Türkiye de 5. sırada olan VW’de bir gün memleketimize

gelecektir. FED Başkanı Bernanke, Amerika ve Avrupa’nın iyiye gitmediğini belitti. A.B.D. ve Avrupa’da her gün yürüyüş var. Öyle görünüyor ki 2020 yılında A.B.D (Rusya gibi) parçalanabilir. Avrupa’da da çok farklı bir durumla karşılaşırsak şaşırmayalım. İşte o zaman Türkiye gerek ekonomisiyle gerek coğrafi konumuyla çok farklı bir yerde olacak. Çin her halde liderliğini ilan edecek. Zaten rezerv para olan $ ve €’nun bu kadar değerli olması 3. bir rezerv paranın olmamasından kaynaklanıyor. Herhalde yakında bu Cin parası Yuan olacaktır. Dış borçlanmada A.B.D. ve İngiltere’nin borç yüzdeleri bizden çok fazladır. Traktör satışları çok artmıştır. Sulanabilir tarım arazi 2023 yılında 8.500.000 hektara çıkacaktır. S&P Türkiye’nin notunu (diğer ülkelerinkini azaltırken) artırmıştır. Aslında bu artış tam hakikati yansıtmasa da hem devletin hem de özel sektörün uluslararası piyasalardan daha rahat kredi bulmasını sağlayacaktır. İtalya’da 5 Ekim 2011 tarihin de 3 puan geriye düştü. Özal ve Demirel zamanında, yani 1992 yılında BBB, Tansu Çiller (1994) BBB-, Ecevit, Yılmaz ve Bahçeli koalisyonunda (2001) B. olan kredi notumuz 1994 seviyesine yükselmiş ve BBB- ölmüştür. Daha da yükseleceği kesinleşmiştir. Dünya ekonomisi çok küçük nispetlerde (%1 civarında ) buyurken, Türkiye’de 2011 ortalaması %7 ½ bekleniyor. Ancak bu gelişmeler ışığında büyüme hızımızda gelecek seneden itibaren düşmeye başlayacaktır. Birazda istihdamdan bahsedecek olursak; Bizdeki işsizlik % 9,3 (değişim %1,4), bize en yakın Brezilya’da ise %1. Yani işsizlikte en alt sıralarda değiliz. (G. Kore %3,3 - değişim %0,4) Son olarak yurtiçindeki oto yedek parça sektörüne gelirsek sayın meslektaşlarımız daha fazla mal satabilmek, üreticilere en çok biz satıyoruz diyerek onları ve komisyoncuları memnun etmek pahasına kendilerini feda ettiler. Düşük kâr marjları TL’nin düşüşünü karşılayamadığı için bütün dostlar döviz borçlarından dolayı zarar ettiler. Demek ki ticaret inatlaşma ile olmuyor. Bol kazançlı inatsız alışverişlere…

Mehmet BİLGİNOĞLU